Magazin-Yaşam

Dünya İnsan Hakları günü mesajları

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

MİLLETVEKİLİ TANER YILDIZ

Enerji ve Tabi Kaynaklar önceki dönem bakanı ve Ak parti Kayseri milletvekili Taner Yıldız 10 Aralık dünya insan hakları günü dolayısıyla bir Mesaj yayımladı

 Yıldız mesajında “Birleşmiş milletler 10 Aralık 1948’de insan hakları evrensel bildirgesi ni kabul ederek insan haklarının vazgeçilmez temel haklar olduğunu kabul etmiştir. Ancak günümüzde birleşmiş milletler üyesi bir çok ülkenin acımasızca insan hak ve hürriyetlerini  ihlal ettiğini görüyoruz ” dedi.

Ak parti Kayseri milletvekili Taner Yıldız mesajında şunları kaydetti” İnsan hakkı yapılan bir  lütüf değildir. Bir grubun zümrenin Veya bir devletin kendi kriterlerine göre belirleyeceği ve dil din ırk renk gruplarına göre çeşitli hakları kısıtlayan veya imtiyaz sağlayan bir arguman asla degildir. Doğuştan her insan bu hakka sahiptir.Bu haklar kısıtlanamaz devredilemez ve engellenemez.

İnsan olma onuru hak var adalet Güçlüye göre değil haklıya göre şekillenmelidir.Bugün yeryüzünde yaşadığımız sıkıntıların başında herkesin bu hakka sahip olduğunun ne yazıkki farkına varılamaması gerçeğinde  yatmaktadır. Mazlum ve mağdur coğrafyada yaşayan insanların dramı İnsanlık onuru ve haysiyetini yerlerde süründürmek tedir. 1000 yıllık devlet geleneği olan töremizde ve yüce islam dinimizde  bırakın insan haklarını hayvan hakları bile güvence altına alınmıştır.

Sayın cumhurbaşkanımızın “ Dünya beşten büyüktür” Haykırışı yapılan insan hakları ihlallerine karşı birleşmiş milletlerin beş üyesinin vetosu nedeniyle Bir türlü kınama bile yayınlanamadı paradoksunu dünyada en net en somut ifade eden bir manifesto olmuştur.”

VALİ ŞEHMUS GÜNAYDIN

Günümüzde insan hakları ve insan haklarına saygı bütün modern ve demokratik ülkelerin en önemli görevlerinden biri olmuştur. Bu görev doğrultusunda hem ülkemizde hem de dünyada gerek uluslararası sözleşmeler ile gerekse de anayasalar ile bu haklar güvence altına alınmıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi de bu güvencelerden biri olarak 6 Nisan 1949 tarihinde ülkemizde onaylanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında da bu hak ve ödevler maddeler halinde yer alarak güvence altına alınmış, yürürlüğe giren insan hakları antlaşmaları yeri geldiğinde kanundan üstün tutulmuştur.

Özellikle son yıllarda yakın coğrafyamızda yaşanan savaş,  yoksulluk ve çatışmalarda insanlık ve insan hakları adına dramatik olaylarla ve durumlarla karşılaşmaktayız. İnsan haklarının son derece önem kazandığı bu günlerde, insana değer veren bir dinin mensupları olarak, insan hakları bilincinin gelişmesi için toplumun tüm kesimleri 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü bir fırsat olarak görmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle insanın değerinin ve onurunun korunduğu, insanca yaşamak için gerekli şartların olduğu bir dünyayı yaşatmayı sürdürebilme temennisi ile 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyorum.

BAŞKAN ÇOPUROĞLU’NDAN DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ MESAJI

AK Parti İl Başkanı Şaban Çopuroğlu 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’’ dolayısı ile bir mesaj yayımladı.

Çopuroğlu mesajında; İnsan hakları evrensel beyannamesinin Birleşmiş Milletlerde kabul edilmesi ile her yıl tüm Dünya’da insan hakları günü 10 Aralık ta kutlanmaktadır. Bizler millet olarak Şeyh Edebali’nin 1300 yılında Osman Gazi’ye nasihati olan ‘’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’’ düsturunu kendimize ilke edinmiş, demokrasimizin muasır medeniyetler seviyesine çıkması hususunda gayretler göstermişizdir. Bu sebeple Ak Parti iktidarında vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinden eşit şekilde yararlanmaları için yeni kanunlar çıkartarak önemli reformları hayata geçirdik.  Daha önceleri başörtü zulmü varken çıkartılan kanunlar ile bunun önüne geçtik. Bu sadece insan hakları adına bir örnek teşkil eden Ak Parti iktidarı döneminde yapılan yeni uygulamalardan bir tanesi.

Bizler ilimizde vatandaşımızın hizmetkârı olma yolunda çalışmalarımıza durmadan devam edeceğiz. Yine ilimizde insan hakları alanında tüm vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu, engeli olan kardeşlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın bu haklarını en geniş biçimde kullanabilmeleri ve daha iyi hayat standartlarına ulaşmaları için çalışmalarımız devam edecektir.” Dedi.

CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer

Montesquieu “İnsanlar doğuştan eşittirler ama bunu, sonuna kadar sürdüremezler” derken ülkemizin yaşadığı dönemi görse ancak bu kadar uygun bir cümle kurardı.

İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanıp kabul edildiğinden beri 70 sene geçti. Bu geçen sürede ülkemizde ne değişti? Daha mı iyiye yoksa daha mı kötüye gittik ülke olarak? Önce bunu sorgulamak lazım bu günden bahsederken.

 İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından hazırlanan rapor, Türkiye’de insan haklarının ne durumda olduğunu gözler önüne serdi. Binlerce ölüm, işkence ve hapis cezalarının yer aldığı rapora göre 2018’in ilk 11 ayında 2 bin 710 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi, yüzlerce insan işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkı ise bu süreçte rafa kalktı. Yine bu rapora göre 7 kez uzatılan OHAL’in iki yıl süren dönemi, insan hakları ihlallerinin yoğunlaştığı bir dönem oldu. Bu dönemde toplam 32 KHK yayımlandı. Bu KHK’lar1a 35 bin 147 kişi kamu görevinden çıkarıldı. OHAL süresince en büyük zarar ifade özgürlüğüne ve dolayısıyla basın özgürlüğüne verildi. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere 201 basın yayın kuruluşu kapatılırken sadece 25’inin tekrar açılmasına izin verildi. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun ağır işleyişi ve aldığı yetersiz kararlar ile OHAL’in etkisi daha da uzadı.

Yine bu yıl içinde 797 kişi iş kazalarında can verirken, haklarını savunmak için toplantı ve gösteri haklarını kullanan 2 bin 719 kişi işkence ve diğer kötü muamele ile karşılaştı. Yaşama hakkının bile savunulamadığı bir ülke haline geldiğimiz bu günlerde insan haklarından bahsedip beylik laflar etmeden önce içimize dönüp bakmamızda yarar var. Ülkemizde her gün yaşanan hak ihlallerinin benzerlerini çok üzülerek söylüyorum, kısa bir süre önce şehrimizde de gördük. Kayseri’de bir AVM’ de silahla vurularak öldürülen Emine Akgül’de, Kocasinan’da birlikte yaşadığı adam tarafından sokakta öldürülen Serpil Yıldız’da, inşaatın 9. Katından düşen 26 yaşındaki Esat’ta herkes kadar yaşama hakkına sahipti. İfade özgürlüğüne getirilen yasaklar, uzun süren gözaltı süreçleri ve ihlal edilen diğer tüm insan hakları düşünüldüğünde “Mazlumların Sesi” olma isteğini devamlı dile getiren iktidara “Sen önce kendi kapının önünü süpür!” Derler.

İnsanların insanca yaşadığı, saygı gördüğü, geleceğe kaygı ile bakmadığı, adalete yargıya sonuna kadar güvendiği günler görme ve yaşama dileğiyle “10 Aralık dünya insan hakları” günü kutlu olsun.

Kayseri Barosu İnsan Hakları Komisyonu ve yönetim kurulu üyesi  Avukat Zahide Deniz

Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesi nedeniyle her 10 Aralıkda tüm dünyada kutlanan “Dünya İnsan Hakları Günü”nün tüm insanlar için güzel ve aydınlık yarınlar getirmesini temenni ediyoruz.

İnsan hakları, insanın asırlar içinde önce düşünsel alanda, anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ve korunması gerektiği konusunda ortak kanıya dayanan değerler bütünüdür. İnsanın salt insan olmakla kazandığı haklardır. Kişi, bu hakları doğumla hatta doğum öncesinde kazanır. İnsan hakları, bireye, insan olarak sahip olduğu ortak değerlerin sömürü, baskı, şiddet, saldırı ve her türlü olumsuz dış etkiler karşısında korunmasını isteyebilmesi yetkisini verir, evrensel niteliktedir.

2.Dünya savaşı ve sonrasında meydana gelen ciddî boyutlardaki insan hakları ihlâllerine çözüm getirmek amacıyla 10 Aralık 1948’de BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi hazırlanmıştır. Bu bildirge ağırlıklı olarak sivil ve siyâsî haklardan oluşan, denetim sistemi içermeyen, sâdece mânevî bir amaca hizmet etme işlevi görür. Ancak BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insan haklarının çiğnenmesi durumunda uluslararası korumanın nasıl gerçekleşeceğini saptamamış; bireysel başvuru yöntemini kurumsallaştırmamıştır. Bu nedenle Avrupa Konseyi’nin girişimleri sonucu 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uygulamada daha başarılı sonuçlar veren bir sistem kurmuştur. Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler (Türkiye, Avrupa Konseyi’nin bir üyesidir), üye devletlerde yaşanan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlâllerinin tespiti için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de 1987 tarihinden itibaren, vatandaşlarının Mahkeme nezdinde bireysel başvuru hakkını kabûl etmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uluslararası platformda mutabakata varılmış, üzerinde pazarlık yapılması mümkün olmayan standartlar ve yükümlülükleri içermektedir. Ancak sözleşmenin imzalanmasından sonraki dönemde insanların yaşadığı diğer hak ihlallerinin giderilmesi amacıyla ek protokoller yapılarak, günümüzdeki halini almıştır. Şüphesiz bundan sonra da toplumların gelişimi ve değişimiyle birlikte insan haklarına yönelik hukuki düzenlemelerde değişiklikler olmaya devam edecektir.

Temel insan hakları;

  • Yaşam hakkı
  • İşkence yasağı
  • Kölelik ve zorla çalıştırılma yasağı
  • Özgürlük ve güvenlik hakkı
  • Adil yargılanma hakkı
  • Kanunsuz ceza olmaz
  • Özel ve aile hayatına saygı hakkı
  • Düşünce vicdan ve din özgürlüğü
  • İfade özgürlüğü
  • Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü
  • Evlenme hakkı
  • Etkili başvuru hakkı
  • Ayrımcılık yasağı

 Ek protokollerle yapılan düzenlemeler

  • Mülkiyetin korunması
  • Eğitim hakkı
  • Serbest seçim hakkı
  • Borçtan dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılma yasağı
  • Serbest dolaşım özgürlüğü
  • Vatandaşların sınırdışı edilme yasağı
  • Yabancıların topluca sınırdışı edilme yasağı
  • Ölüm cezasının kaldırılması (1983 – savaş ve yakın savaş tehlikesi zamanında işlenmiş fiiller için ölüm cezasını öngörebilir)
  • Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı
  • Adli hata halinde tazminat hakkı
  • Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı
  • Eşler arasında eşitlik (01.01.2002 tarihli Türk Medeni Kanunu ile iç hukuk düzenlemesi yapılmıştır)
  • Ölüm cezasının tamamen kaldırılması (2002 yılında imzalanan protokol Türkiye tarafından 15 ocak 2003’te onaylanmıştır) bu tarihten sonra da iç hukuk düzenlemesi yapılmıştır.

Ek protokollerle yapılan düzenlemelerde de görüldüğü gibi hukuki düzenlemeler toplumsal ihtiyaçlara göre şekillenir, bu nedenle bir devletin hukuk sisteminin kalitesi o devlette yaşayan insanların toplumsal gelişiminin bir yansımasıdır. Türkiye, İnsan Hakları bağlamında uluslararası bütün metin ve belgeleri imzalayan, ayrıca iç hukuka adapte etmek adına çalışmalar yapan bir ülkedir. Ülkemizin, insan hakkı ihlallerinin hiç yaşanmadığı daha uygar ve gelişmiş bir toplum haline gelmesi için insana insan olduğu için saygı duyulmalı, insan haklarının korunması sağlanmalı, ayrıca TBMM tarafından insan haklarına dair evrensel kuralların, iç hukukumuzdaki uygulamalarının güçlendirilmesine yönelik yasa çalışmaları yapılmalı, insan haklarına yönelik toplumsal farkındalığın artırılması sağlanmalıdır.

Ülkemizde ve dünyada; tüm insanların daha iyi koşullarda yaşaması ve hak ihlallerine maruz kalmaması için toplumsal farkındalığı artırmak; sahip olduğumuz hakların kağıt üzerinde kalmasını engelleyip, uygulanmasını sağlamak adına çalışma yapma zorunluluğu hergeçen gün daha da artmaktadır. Bu sebeple Kayseri Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak, insan hakkı ihlallerini önlenmek ve farkındalık yaratmak adına çalışmalar yapmaktayız.

DEVELİ’DE İNSAN HAKLARI HAFTASI KUTLAMALARI

10 Aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin yayınlanmasında dolayı İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası kutlamaları Develi Milli Eğitim Müdürlüğünce Develi Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından Develi Belediyesi Mustafa Aksu Kültür Merkezinde yapıldı.

İlçe Protokolünün de katıldığı programa öğrencilerden ve halktan da katılım yoğundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan program daha sonra okul müdürü Müfit Türkmenoğlu’nun açılış konuşmasıyla devam etti. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi maddelerinin de okunduğu programda daha sonra okul öğretmenlerinden Mehmet Ceran günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı. Şiir dinletisi ve oratoryo gösterisinin ardından İnsan Hakları haftasıyla ilgili Develi’de yapılan şiir, kompozisyon ve resim dallarında yarışmaya giren öğrencilere İlçe protokolü tarafından hediyeler verildi. Program İlçe protokolünün programı hazırlayan öğretmen ve öğrencilerin hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

 Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk

Her yıl olduğu gibi, bu yılda bir 10 aralık dünya insan hakları günü münasebeti ile siz değerli basın mensupları aracılığıyla Türk ve dünya kamuoyuna seslenmek istiyoruz. Batılı sözde insancıl ve demokratik, güçlü devletlerinin bir uydurmasından fazlası olduğuna inandığımız. İnsanlığın ortak değer ve kaderde buluşabileceğine olan inancımızla dünya insan hakları gününün sözde kalmaması için herkesi, Doğu Türkistan’da yaşanan soykırıma karşı olmaya davet ediyoruz.

Bilindiği üzere bu gün Doğu Türkistan’da yaşanan vahşet ve insanlık dışı uygulamalar bir halkın top yekün imhasına doğru ilerlemektedir. Doğu Türkistan’dan az ve sınırlı gelen bilgiler ışığında Uygur halkının tarihten silinmek istendiği tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Doğu Türkistan artık tam anlamı ile bir açık hava hapishanesine dönmüştür. Resmi rakamlara göre bir milyon, bizlere ulaşan bilgilerle derlediğimiz rakamlarla üç milyon Müslüman Uygur Türk’ü kardeşimiz Çin’in sözde eğitim kampı adını verdiği, hapishanelerde tutulmaktadır. Komünist Çin devletinin sözde eğitim faaliyeti adı altında işlediği bir insanlık suçudur. Sebepsiz yere bırakın milyonların tutsak edilmesi, bir insanın dahi tutulması kabul edilemez. Müslüman Uygur Türkleri yalnızca tutsak edilmemiştir. Çin bir milletin kaderini de taahküm altında tutmaya girişmiştir. Camiler kapatılmış, insanların dini inançlarından vazgeçilmesi için yazılı ikazlar yoğunlaştırılmıştır. Müslüman kişinin bu gün nerede ise cenaze merasimini düzenleyecek bir cemaatten bile bahsedilemez hale gelinmiştir. Geleceğimizin teminatı minik dimağlarımız Çince eğitim faaliyeti adı altında annesinden, babasından koparılmaktadır. Gelinlik kızlarımız, damatlık gençlerimiz Çinliler ile evlenmeye zorlanmakta hatta devlet eli bu özendirilmektedir. Doğu Türkistan’da bu gün insanlık ölmektedir. Ölen sadece insanlık da, değildir. Ölen bir toplum, bir millet, bir kültür ve medeniyettir.

Komünist Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı bu sistematik asimilasyon bizlere Hitler’in Nazi Almanyası’nı çağrıştırmaktadır. Gayri insani ve gayri sıhhi bir ortamda milyonlarca insanımızın hapsedilmesi, tüm haklarının gasp edilmesi kabul edilemez bir tutumdur. Bu gün Çin’in bu uygulamalarına yönelik Türkiye’den ve dünyadan güçlü bir ses henüz çıkmamıştır. Ancak duyarlığını yitirmemiş vicdan sahibi insanların varlığı Doğu Türkistan meselesine olan sahiplenmeleri ise bizlere umut vermektedir. Ancak kişilerin vicdani tutumlarının ötesinde bir eylem gerekmektedir. Hükümetler ve yetkili tüm organların ortak bir tepki vermesi her şeyden daha zaruridir. Çin ancak bu tip bir tutumla giriştiği bu vahşet politikasını terk edebilir. Aksi takdirde vicdanlı insanların gündelik telaşlar içinde kaybolan seslenişleri gibi, Uygur halkı da kaybolmaya yüz tutmaya başlamıştır. Vakit geç olmadan Çin’e dur denilmelidir.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Dünya İnsan Hakları günü mesajları

MİLLETVEKİLİ TANER YILDIZ

Enerji ve Tabi Kaynaklar önceki dönem bakanı ve Ak parti Kayseri milletvekili Taner Yıldız 10 Aralık dünya insan hakları günü dolayısıyla bir Mesaj yayımladı

 Yıldız mesajında “Birleşmiş milletler 10 Aralık 1948’de insan hakları evrensel bildirgesi ni kabul ederek insan haklarının vazgeçilmez temel haklar olduğunu kabul etmiştir. Ancak günümüzde birleşmiş milletler üyesi bir çok ülkenin acımasızca insan hak ve hürriyetlerini  ihlal ettiğini görüyoruz ” dedi.

Ak parti Kayseri milletvekili Taner Yıldız mesajında şunları kaydetti” İnsan hakkı yapılan bir  lütüf değildir. Bir grubun zümrenin Veya bir devletin kendi kriterlerine göre belirleyeceği ve dil din ırk renk gruplarına göre çeşitli hakları kısıtlayan veya imtiyaz sağlayan bir arguman asla degildir. Doğuştan her insan bu hakka sahiptir.Bu haklar kısıtlanamaz devredilemez ve engellenemez.

İnsan olma onuru hak var adalet Güçlüye göre değil haklıya göre şekillenmelidir.Bugün yeryüzünde yaşadığımız sıkıntıların başında herkesin bu hakka sahip olduğunun ne yazıkki farkına varılamaması gerçeğinde  yatmaktadır. Mazlum ve mağdur coğrafyada yaşayan insanların dramı İnsanlık onuru ve haysiyetini yerlerde süründürmek tedir. 1000 yıllık devlet geleneği olan töremizde ve yüce islam dinimizde  bırakın insan haklarını hayvan hakları bile güvence altına alınmıştır.

Sayın cumhurbaşkanımızın “ Dünya beşten büyüktür” Haykırışı yapılan insan hakları ihlallerine karşı birleşmiş milletlerin beş üyesinin vetosu nedeniyle Bir türlü kınama bile yayınlanamadı paradoksunu dünyada en net en somut ifade eden bir manifesto olmuştur.”

VALİ ŞEHMUS GÜNAYDIN

Günümüzde insan hakları ve insan haklarına saygı bütün modern ve demokratik ülkelerin en önemli görevlerinden biri olmuştur. Bu görev doğrultusunda hem ülkemizde hem de dünyada gerek uluslararası sözleşmeler ile gerekse de anayasalar ile bu haklar güvence altına alınmıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi de bu güvencelerden biri olarak 6 Nisan 1949 tarihinde ülkemizde onaylanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında da bu hak ve ödevler maddeler halinde yer alarak güvence altına alınmış, yürürlüğe giren insan hakları antlaşmaları yeri geldiğinde kanundan üstün tutulmuştur.

Özellikle son yıllarda yakın coğrafyamızda yaşanan savaş,  yoksulluk ve çatışmalarda insanlık ve insan hakları adına dramatik olaylarla ve durumlarla karşılaşmaktayız. İnsan haklarının son derece önem kazandığı bu günlerde, insana değer veren bir dinin mensupları olarak, insan hakları bilincinin gelişmesi için toplumun tüm kesimleri 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü bir fırsat olarak görmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle insanın değerinin ve onurunun korunduğu, insanca yaşamak için gerekli şartların olduğu bir dünyayı yaşatmayı sürdürebilme temennisi ile 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyorum.

BAŞKAN ÇOPUROĞLU’NDAN DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ MESAJI

AK Parti İl Başkanı Şaban Çopuroğlu 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’’ dolayısı ile bir mesaj yayımladı.

Çopuroğlu mesajında; İnsan hakları evrensel beyannamesinin Birleşmiş Milletlerde kabul edilmesi ile her yıl tüm Dünya’da insan hakları günü 10 Aralık ta kutlanmaktadır. Bizler millet olarak Şeyh Edebali’nin 1300 yılında Osman Gazi’ye nasihati olan ‘’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’’ düsturunu kendimize ilke edinmiş, demokrasimizin muasır medeniyetler seviyesine çıkması hususunda gayretler göstermişizdir. Bu sebeple Ak Parti iktidarında vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinden eşit şekilde yararlanmaları için yeni kanunlar çıkartarak önemli reformları hayata geçirdik.  Daha önceleri başörtü zulmü varken çıkartılan kanunlar ile bunun önüne geçtik. Bu sadece insan hakları adına bir örnek teşkil eden Ak Parti iktidarı döneminde yapılan yeni uygulamalardan bir tanesi.

Bizler ilimizde vatandaşımızın hizmetkârı olma yolunda çalışmalarımıza durmadan devam edeceğiz. Yine ilimizde insan hakları alanında tüm vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu, engeli olan kardeşlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın bu haklarını en geniş biçimde kullanabilmeleri ve daha iyi hayat standartlarına ulaşmaları için çalışmalarımız devam edecektir.” Dedi.

CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer

Montesquieu “İnsanlar doğuştan eşittirler ama bunu, sonuna kadar sürdüremezler” derken ülkemizin yaşadığı dönemi görse ancak bu kadar uygun bir cümle kurardı.

İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanıp kabul edildiğinden beri 70 sene geçti. Bu geçen sürede ülkemizde ne değişti? Daha mı iyiye yoksa daha mı kötüye gittik ülke olarak? Önce bunu sorgulamak lazım bu günden bahsederken.

 İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından hazırlanan rapor, Türkiye’de insan haklarının ne durumda olduğunu gözler önüne serdi. Binlerce ölüm, işkence ve hapis cezalarının yer aldığı rapora göre 2018’in ilk 11 ayında 2 bin 710 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi, yüzlerce insan işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkı ise bu süreçte rafa kalktı. Yine bu rapora göre 7 kez uzatılan OHAL’in iki yıl süren dönemi, insan hakları ihlallerinin yoğunlaştığı bir dönem oldu. Bu dönemde toplam 32 KHK yayımlandı. Bu KHK’lar1a 35 bin 147 kişi kamu görevinden çıkarıldı. OHAL süresince en büyük zarar ifade özgürlüğüne ve dolayısıyla basın özgürlüğüne verildi. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere 201 basın yayın kuruluşu kapatılırken sadece 25’inin tekrar açılmasına izin verildi. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun ağır işleyişi ve aldığı yetersiz kararlar ile OHAL’in etkisi daha da uzadı.

Yine bu yıl içinde 797 kişi iş kazalarında can verirken, haklarını savunmak için toplantı ve gösteri haklarını kullanan 2 bin 719 kişi işkence ve diğer kötü muamele ile karşılaştı. Yaşama hakkının bile savunulamadığı bir ülke haline geldiğimiz bu günlerde insan haklarından bahsedip beylik laflar etmeden önce içimize dönüp bakmamızda yarar var. Ülkemizde her gün yaşanan hak ihlallerinin benzerlerini çok üzülerek söylüyorum, kısa bir süre önce şehrimizde de gördük. Kayseri’de bir AVM’ de silahla vurularak öldürülen Emine Akgül’de, Kocasinan’da birlikte yaşadığı adam tarafından sokakta öldürülen Serpil Yıldız’da, inşaatın 9. Katından düşen 26 yaşındaki Esat’ta herkes kadar yaşama hakkına sahipti. İfade özgürlüğüne getirilen yasaklar, uzun süren gözaltı süreçleri ve ihlal edilen diğer tüm insan hakları düşünüldüğünde “Mazlumların Sesi” olma isteğini devamlı dile getiren iktidara “Sen önce kendi kapının önünü süpür!” Derler.

İnsanların insanca yaşadığı, saygı gördüğü, geleceğe kaygı ile bakmadığı, adalete yargıya sonuna kadar güvendiği günler görme ve yaşama dileğiyle “10 Aralık dünya insan hakları” günü kutlu olsun.

Kayseri Barosu İnsan Hakları Komisyonu ve yönetim kurulu üyesi  Avukat Zahide Deniz

Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesi nedeniyle her 10 Aralıkda tüm dünyada kutlanan “Dünya İnsan Hakları Günü”nün tüm insanlar için güzel ve aydınlık yarınlar getirmesini temenni ediyoruz.

İnsan hakları, insanın asırlar içinde önce düşünsel alanda, anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ve korunması gerektiği konusunda ortak kanıya dayanan değerler bütünüdür. İnsanın salt insan olmakla kazandığı haklardır. Kişi, bu hakları doğumla hatta doğum öncesinde kazanır. İnsan hakları, bireye, insan olarak sahip olduğu ortak değerlerin sömürü, baskı, şiddet, saldırı ve her türlü olumsuz dış etkiler karşısında korunmasını isteyebilmesi yetkisini verir, evrensel niteliktedir.

2.Dünya savaşı ve sonrasında meydana gelen ciddî boyutlardaki insan hakları ihlâllerine çözüm getirmek amacıyla 10 Aralık 1948’de BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi hazırlanmıştır. Bu bildirge ağırlıklı olarak sivil ve siyâsî haklardan oluşan, denetim sistemi içermeyen, sâdece mânevî bir amaca hizmet etme işlevi görür. Ancak BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insan haklarının çiğnenmesi durumunda uluslararası korumanın nasıl gerçekleşeceğini saptamamış; bireysel başvuru yöntemini kurumsallaştırmamıştır. Bu nedenle Avrupa Konseyi’nin girişimleri sonucu 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uygulamada daha başarılı sonuçlar veren bir sistem kurmuştur. Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler (Türkiye, Avrupa Konseyi’nin bir üyesidir), üye devletlerde yaşanan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlâllerinin tespiti için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de 1987 tarihinden itibaren, vatandaşlarının Mahkeme nezdinde bireysel başvuru hakkını kabûl etmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uluslararası platformda mutabakata varılmış, üzerinde pazarlık yapılması mümkün olmayan standartlar ve yükümlülükleri içermektedir. Ancak sözleşmenin imzalanmasından sonraki dönemde insanların yaşadığı diğer hak ihlallerinin giderilmesi amacıyla ek protokoller yapılarak, günümüzdeki halini almıştır. Şüphesiz bundan sonra da toplumların gelişimi ve değişimiyle birlikte insan haklarına yönelik hukuki düzenlemelerde değişiklikler olmaya devam edecektir.

Temel insan hakları;

 Ek protokollerle yapılan düzenlemeler

Ek protokollerle yapılan düzenlemelerde de görüldüğü gibi hukuki düzenlemeler toplumsal ihtiyaçlara göre şekillenir, bu nedenle bir devletin hukuk sisteminin kalitesi o devlette yaşayan insanların toplumsal gelişiminin bir yansımasıdır. Türkiye, İnsan Hakları bağlamında uluslararası bütün metin ve belgeleri imzalayan, ayrıca iç hukuka adapte etmek adına çalışmalar yapan bir ülkedir. Ülkemizin, insan hakkı ihlallerinin hiç yaşanmadığı daha uygar ve gelişmiş bir toplum haline gelmesi için insana insan olduğu için saygı duyulmalı, insan haklarının korunması sağlanmalı, ayrıca TBMM tarafından insan haklarına dair evrensel kuralların, iç hukukumuzdaki uygulamalarının güçlendirilmesine yönelik yasa çalışmaları yapılmalı, insan haklarına yönelik toplumsal farkındalığın artırılması sağlanmalıdır.

Ülkemizde ve dünyada; tüm insanların daha iyi koşullarda yaşaması ve hak ihlallerine maruz kalmaması için toplumsal farkındalığı artırmak; sahip olduğumuz hakların kağıt üzerinde kalmasını engelleyip, uygulanmasını sağlamak adına çalışma yapma zorunluluğu hergeçen gün daha da artmaktadır. Bu sebeple Kayseri Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak, insan hakkı ihlallerini önlenmek ve farkındalık yaratmak adına çalışmalar yapmaktayız.

DEVELİ’DE İNSAN HAKLARI HAFTASI KUTLAMALARI

10 Aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin yayınlanmasında dolayı İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası kutlamaları Develi Milli Eğitim Müdürlüğünce Develi Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından Develi Belediyesi Mustafa Aksu Kültür Merkezinde yapıldı.

İlçe Protokolünün de katıldığı programa öğrencilerden ve halktan da katılım yoğundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan program daha sonra okul müdürü Müfit Türkmenoğlu’nun açılış konuşmasıyla devam etti. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi maddelerinin de okunduğu programda daha sonra okul öğretmenlerinden Mehmet Ceran günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı. Şiir dinletisi ve oratoryo gösterisinin ardından İnsan Hakları haftasıyla ilgili Develi’de yapılan şiir, kompozisyon ve resim dallarında yarışmaya giren öğrencilere İlçe protokolü tarafından hediyeler verildi. Program İlçe protokolünün programı hazırlayan öğretmen ve öğrencilerin hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

 Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk

Her yıl olduğu gibi, bu yılda bir 10 aralık dünya insan hakları günü münasebeti ile siz değerli basın mensupları aracılığıyla Türk ve dünya kamuoyuna seslenmek istiyoruz. Batılı sözde insancıl ve demokratik, güçlü devletlerinin bir uydurmasından fazlası olduğuna inandığımız. İnsanlığın ortak değer ve kaderde buluşabileceğine olan inancımızla dünya insan hakları gününün sözde kalmaması için herkesi, Doğu Türkistan’da yaşanan soykırıma karşı olmaya davet ediyoruz.

Bilindiği üzere bu gün Doğu Türkistan’da yaşanan vahşet ve insanlık dışı uygulamalar bir halkın top yekün imhasına doğru ilerlemektedir. Doğu Türkistan’dan az ve sınırlı gelen bilgiler ışığında Uygur halkının tarihten silinmek istendiği tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Doğu Türkistan artık tam anlamı ile bir açık hava hapishanesine dönmüştür. Resmi rakamlara göre bir milyon, bizlere ulaşan bilgilerle derlediğimiz rakamlarla üç milyon Müslüman Uygur Türk’ü kardeşimiz Çin’in sözde eğitim kampı adını verdiği, hapishanelerde tutulmaktadır. Komünist Çin devletinin sözde eğitim faaliyeti adı altında işlediği bir insanlık suçudur. Sebepsiz yere bırakın milyonların tutsak edilmesi, bir insanın dahi tutulması kabul edilemez. Müslüman Uygur Türkleri yalnızca tutsak edilmemiştir. Çin bir milletin kaderini de taahküm altında tutmaya girişmiştir. Camiler kapatılmış, insanların dini inançlarından vazgeçilmesi için yazılı ikazlar yoğunlaştırılmıştır. Müslüman kişinin bu gün nerede ise cenaze merasimini düzenleyecek bir cemaatten bile bahsedilemez hale gelinmiştir. Geleceğimizin teminatı minik dimağlarımız Çince eğitim faaliyeti adı altında annesinden, babasından koparılmaktadır. Gelinlik kızlarımız, damatlık gençlerimiz Çinliler ile evlenmeye zorlanmakta hatta devlet eli bu özendirilmektedir. Doğu Türkistan’da bu gün insanlık ölmektedir. Ölen sadece insanlık da, değildir. Ölen bir toplum, bir millet, bir kültür ve medeniyettir.

Komünist Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı bu sistematik asimilasyon bizlere Hitler’in Nazi Almanyası’nı çağrıştırmaktadır. Gayri insani ve gayri sıhhi bir ortamda milyonlarca insanımızın hapsedilmesi, tüm haklarının gasp edilmesi kabul edilemez bir tutumdur. Bu gün Çin’in bu uygulamalarına yönelik Türkiye’den ve dünyadan güçlü bir ses henüz çıkmamıştır. Ancak duyarlığını yitirmemiş vicdan sahibi insanların varlığı Doğu Türkistan meselesine olan sahiplenmeleri ise bizlere umut vermektedir. Ancak kişilerin vicdani tutumlarının ötesinde bir eylem gerekmektedir. Hükümetler ve yetkili tüm organların ortak bir tepki vermesi her şeyden daha zaruridir. Çin ancak bu tip bir tutumla giriştiği bu vahşet politikasını terk edebilir. Aksi takdirde vicdanlı insanların gündelik telaşlar içinde kaybolan seslenişleri gibi, Uygur halkı da kaybolmaya yüz tutmaya başlamıştır. Vakit geç olmadan Çin’e dur denilmelidir.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın